Showing posts with label hope. Show all posts
Showing posts with label hope. Show all posts

Tuesday, January 06, 2009

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....

Nazım HİKMET

Thursday, December 11, 2008

Kafka on the Shore - Haruki Murakami

Did I do the right thing?
"You did the right thing," the boy named Crow says. "You did what was best. No one else could have done as well as you did. After all, you're the genuine article: the toughest fifteen-year-old in the world."
"But I still don't know anything about life," I protested.
"Look at the painting" he says. "And listen to the wind."
I nod.
"I know you can do it."
I nod again.
"You'd better get some sleep," the boy named Crow says. When you wake up, you'll be part of a brand-new world."
You finally fall asleep. And when you wake up, it's true.
You are part of a brand-new world.

Saturday, January 26, 2008

dear diary, mimi kotasyonu

"Yaşadıklarımın hastasıyım, karma'nın ustasıyım!!!"
Özlü söz oldu bu : )

Sevgili okur şu sırada cici beynim de hallaç pamuğu gibi, okurlara verdiğim geçici karmançormanlıktan dolayı özür dilerim.

Bu sırada her nekadar rosey - be somebody blues dinliyor olsam bile, bir anda beynimin en ücra loblarından birinde des'ree'den life oooh life oooh life adlı parçanın melodilerini duymaya başladım...
(dear universe give me some patience)
Canım delilerce sushi istiyor bir gidemedim (nemesis hanım burayı okusa keşke ki okumuyor neyse link atarım okur, my dear sushi friend snaker pimps - cute sushi lunches sana geliyor) ama ama ne oldu tabiki bunka'ya rüyamda gittim, hem de okula gitmeden önce. Ne mi aldım dersin onigiri hihihi, sonra okula gittim. Böle japon stili sefertasım artı chopstiklerim de vardı yane.

Sonra işte tatile girdim, bütünlemelerimle kucaklaşıcak mıyım, kucaklaşmıyacak mıyım bilemiyorum, istemem tabiki kucaklaşmak. (universe create a miracle for me)

Agatha da kocaman oldu, seviyoruz onu ailecek, Yoda ise obezleşme yolunda sevgili ananemin her miyavlamasında mama vermesi sayesinde. Ah mümücel aaah : )...

Umudum vaar sayın okur, herşey teker teker yerine oturmaya başlıyorrr. Aman yarabbiiim diye bağırdım içimden, bir oh çektim, şarkı sözü yazdım gibi oldu.

haydi görüşmek üzere
sevgiyle kalın
şeker okuyucular

Tuesday, January 15, 2008

Umut Etmek - Berna Sağlam

" Hayat su gibidir derler. Akıp gider. Çoğu zaman nasıl hızla tükendiğini fark edemeyiz bile. Dönüp ardımıza baktığımızda gülümseyerek ve acıyla hatırladığımız bir sürü anıyla doludur. Ama bu anılar nasıl olursa olsunyaşanılmışlığın bir kanıtıdır. Nefes alır. Bomboş olmasından, tekdüze ve ruhsuz olmasından bin kat daha iyidir.
Yaşamımızı sürdürebilmemiz, zorluklara göğüs geregerebilmemiz için her zaman gerekli olan ve asla kaybetmememiz gereken şeydir umut. Yaşama umudu, başarabilme umudu, başımıza gelen kötü olayların düzeleceği umudu, hastaların sağlığına kavuşması umudu, daha çok para kazanabilme umudu, sevdiğimiz veya beğendiğimiz insanında bizi sevmesi umudu, hiç ummadığımız bir anda gerçekleşebilecek bir mucize umudu...
Bazen de hayati olmayan küçük umutlarımız vardır. Belki hayal kırıklığı yaratmaz ama "olsaydı iyi olurdu" diyebileceğimiz konulardır bunlar.
Tatile çıkarken havanın bozmamasını, evimize döndüğümüzde park yeri olmasını, tuttuğumuz takımın maçı kazanmasını, bir gün önce görüp çok beğendiğimiz bir ürünün ertesi gün satılmamış olmasını vb. umut ederiz.
Bu umudu bazen "şans" diye tanımladığımız değerlerle de birleştiririz. kimi zaman umut ettiğimiz bir şeyin gerçekleşmemesini şanssızlık, gerçeğe dönüşmesini de şans diye tanımlarız. İkisi de iç içedir. Şansımızı çoğu zaman kendimiz yaratabiliriz.
İşimizi şansa bırakmayız.
Ama umut etmek biraz daha farklıdır. O konuda elimizden geleni yapmışızsır. Ama bizi aşarı durumlar söz konusu olduğunda, o zamanyapabileceğimiz son şey, isteğimizin gerçekleşmesini sağlayacak faktörlerin devreye girmesini umut etmektir. Bazen bir dua, bazen pozitif düşünce gücü, bazen kadercilik ama sonuç olarak kendimizi daha iyi hissederiz.
Umut etmek, bir nevi beslenmek gibidir. Yaşamak ve bedenen sağlıklı olmak için nasıl fizyolojik anlamda gıda alıyorsak, zihinsel açıdan manevi olarak, moral olarak sağlıklı yaşayabilmek için de umutla beslenmek gerekir. Umudu olmayan bir insan, gıdasız kalmış herhangi bir canlı gibi yavaş yavaş çükmeye, çürümeye, bozulmaya başlar.
Umut, en çaresiz anlarda bile içimizde bir ışık, bir kıvılcım, bir kırpıntı olmasını sağlar. Sonuçta umut ettiğimiz her ne ise, gerçekleşmese bile yaşanan zamanın ağırlığını hafifletecektir.
[...] Umudunuz hiç eksilmesin..."

: )