Düşünüyorum, acaba küçükken düşündüğüm şeyler daha azdı da o yüzden mi, daha üretken bir insandım, yaşlanıyorum galiba... 24. yaşımın son günlerini yaşadığım şu günler hiç de hayal etmiş olduğum gibi geçmiyor. Zamanında hayal ettiğim hayatın kenarından kıyısından dahi geçmiyor bugünkü hayatım. Enteresan gerçekten...
Yapmak istediğimiz hayaller var, ileride olmak istediğimiz yerler... ama bir bakıyoruz ki apayrı bir yerdeyiz bugün... yarın da istediğimiz gibi olmayabilir, peki ben ne yapıyorum, artık gülüp geçiyorum. Her şeyi zamana bırakmış durumdayım, ama zaman da bir yandan akıp gidiyor... ben olduğum yerde kalıyormuş gibi hissediyorum, belki biraz gerilediğimi dahi düşünüyorum bazen. Eskiden her şey daha farklıydı gibime geliyor, daha kolaydı... Ya da son zamanlar benim üzerime geliyor o yüzden böyle isyanlardayım.
İki kelimeyi birleştiremiyorum, ay çok depresifleştim bir anda.
Ne yapmamız lazım, gülüp geçmemiz lazım...
Yapabiliyor muyum ben, eh işte arada yapmayı deniyorum...
Başarılı mı, daha etkilerini görmedim, ama doktora başvuracak bir yan etkisi de olmadı yani...
Bir film festivali daha geldi geçti... Müzik ve caz festivali de kapımızı tıklatmaya hazır ve nazır bir şekilde bekliyor, ve ardından gelecek bienal.
Neyse şimdilik yeter bu kadar yazmak.
Sevgiler
Showing posts with label mimi'den inciler. Show all posts
Showing posts with label mimi'den inciler. Show all posts
Monday, April 20, 2009
Sunday, November 16, 2008
hello again!
Hi hon, how you doin?
Me is fine, me is getting better and better everyday.
So how's life then?
Me has to do so many things, has to read a lot, has to work hard. :)
Is she happy?
I think, yes. Sometimes she can be very happy.
You know what, she changed her hair color recently, it's red again! Hope it will stay red for a while.
Me is fine, me is getting better and better everyday.
So how's life then?
Me has to do so many things, has to read a lot, has to work hard. :)
Is she happy?
I think, yes. Sometimes she can be very happy.
You know what, she changed her hair color recently, it's red again! Hope it will stay red for a while.
Saturday, January 26, 2008
dear diary, mimi kotasyonu
"Yaşadıklarımın hastasıyım, karma'nın ustasıyım!!!"
Özlü söz oldu bu : )
Sevgili okur şu sırada cici beynim de hallaç pamuğu gibi, okurlara verdiğim geçici karmançormanlıktan dolayı özür dilerim.
Bu sırada her nekadar rosey - be somebody blues dinliyor olsam bile, bir anda beynimin en ücra loblarından birinde des'ree'den life oooh life oooh life adlı parçanın melodilerini duymaya başladım...
(dear universe give me some patience)
Canım delilerce sushi istiyor bir gidemedim (nemesis hanım burayı okusa keşke ki okumuyor neyse link atarım okur, my dear sushi friend snaker pimps - cute sushi lunches sana geliyor) ama ama ne oldu tabiki bunka'ya rüyamda gittim, hem de okula gitmeden önce. Ne mi aldım dersin onigiri hihihi, sonra okula gittim. Böle japon stili sefertasım artı chopstiklerim de vardı yane.
Sonra işte tatile girdim, bütünlemelerimle kucaklaşıcak mıyım, kucaklaşmıyacak mıyım bilemiyorum, istemem tabiki kucaklaşmak. (universe create a miracle for me)
Agatha da kocaman oldu, seviyoruz onu ailecek, Yoda ise obezleşme yolunda sevgili ananemin her miyavlamasında mama vermesi sayesinde. Ah mümücel aaah : )...
Umudum vaar sayın okur, herşey teker teker yerine oturmaya başlıyorrr. Aman yarabbiiim diye bağırdım içimden, bir oh çektim, şarkı sözü yazdım gibi oldu.
haydi görüşmek üzere
sevgiyle kalın
şeker okuyucular
Özlü söz oldu bu : )
Sevgili okur şu sırada cici beynim de hallaç pamuğu gibi, okurlara verdiğim geçici karmançormanlıktan dolayı özür dilerim.
Bu sırada her nekadar rosey - be somebody blues dinliyor olsam bile, bir anda beynimin en ücra loblarından birinde des'ree'den life oooh life oooh life adlı parçanın melodilerini duymaya başladım...
(dear universe give me some patience)
Canım delilerce sushi istiyor bir gidemedim (nemesis hanım burayı okusa keşke ki okumuyor neyse link atarım okur, my dear sushi friend snaker pimps - cute sushi lunches sana geliyor) ama ama ne oldu tabiki bunka'ya rüyamda gittim, hem de okula gitmeden önce. Ne mi aldım dersin onigiri hihihi, sonra okula gittim. Böle japon stili sefertasım artı chopstiklerim de vardı yane.
Sonra işte tatile girdim, bütünlemelerimle kucaklaşıcak mıyım, kucaklaşmıyacak mıyım bilemiyorum, istemem tabiki kucaklaşmak. (universe create a miracle for me)
Agatha da kocaman oldu, seviyoruz onu ailecek, Yoda ise obezleşme yolunda sevgili ananemin her miyavlamasında mama vermesi sayesinde. Ah mümücel aaah : )...
Umudum vaar sayın okur, herşey teker teker yerine oturmaya başlıyorrr. Aman yarabbiiim diye bağırdım içimden, bir oh çektim, şarkı sözü yazdım gibi oldu.
haydi görüşmek üzere
sevgiyle kalın
şeker okuyucular
Labels:
agatha-yoda,
günlük,
hope,
mimi'den inciler,
quote,
yaşam
Thursday, January 03, 2008
hello mello
sevgili okur kitlem yeniden deli dolu yazmamla karşınızdayım, yeniden sizinle hayatı paylaşmaya devam ediyorum, efenim biliyorsunuz sevgili blog'um pazar keyfi kıvamında gereksiz şeylerle doludur, olsun okuyunca eğleniyor musunuz benim için önemli olan o, hahahah aptal miray diye düşünseniz bile banane yani....
gel gelelim bu sefer yazacaklarıma, böle bazen pek bir salak olurum ben, geçen gün nuhun ankara nuhun gemisi adlı makarnayı almıştım, ah bak sevgili blog bir daha pişirdiğimde fotorafını çekip koyacam. neyse nuhun ankara nuhun gemisi makarnasının hayvancıkları var bunlar bana göre sırasıyla ördek, inek, at ve tavşan... küçük kuzenimle pişirdik işte makarnaları aslında amacım onu eğlendirmek değildi, ama o da eğlendi bunların sonucunda, bir şeyi söylemeyi unutmuşum, makarnalar üç renkliydi kırmızı, yeşil bir de bildiğimiz makarna rengi, işte mimi ne yapar bu makarnalarla tabağında çiftlik bile kurabilir, ki kurmuştu, sonra kendi kendine ayh eğlendim be şeklinde güler küçük kuzen miray sen kaç yaşındasın diye sorar bu durumun karşılığında... öhöm boşver bartu der miray da....
bunu geçelim gene hayatımda hüsrana uğradım geçenlerde, bu çok geçenlerde oluyor, annemle bi karfura gitmiştik, işte orda keşkül yerken aramızda geçen diyalog;
mi: ay bunu çok güzel bol hindistan ceviziyle yapmışlar, oh oh mis gibi (saf saf keşkül yiyorum bu sırada)
anne: salak!!!
mi: niyee???
anne: keşkül bademden yapılır da ondan ucuza gelsin diye hindistancevizi koyuyorlar...
mi: yaaa öle mi, ama ben keşkül hindistanceviziyle yapılır biliyordum, hem o da pahalı diil mi
anne: ahh ahhh....
düşünün artık 24 senelik yaşamımda keşkülün yurdum keşkülü bir de hani tiramisu flm olsa anlarız yeni ithal tatlı ya o insan bilmeyebilir, ama bu yurdum tatlısı sütlaç gibi bişiy işte... neyse bunu da öğrendim ya, yeter bana bir sürelik ...
haydi şeker kalın bol bol tatlı yiyin
gel gelelim bu sefer yazacaklarıma, böle bazen pek bir salak olurum ben, geçen gün nuhun ankara nuhun gemisi adlı makarnayı almıştım, ah bak sevgili blog bir daha pişirdiğimde fotorafını çekip koyacam. neyse nuhun ankara nuhun gemisi makarnasının hayvancıkları var bunlar bana göre sırasıyla ördek, inek, at ve tavşan... küçük kuzenimle pişirdik işte makarnaları aslında amacım onu eğlendirmek değildi, ama o da eğlendi bunların sonucunda, bir şeyi söylemeyi unutmuşum, makarnalar üç renkliydi kırmızı, yeşil bir de bildiğimiz makarna rengi, işte mimi ne yapar bu makarnalarla tabağında çiftlik bile kurabilir, ki kurmuştu, sonra kendi kendine ayh eğlendim be şeklinde güler küçük kuzen miray sen kaç yaşındasın diye sorar bu durumun karşılığında... öhöm boşver bartu der miray da....
bunu geçelim gene hayatımda hüsrana uğradım geçenlerde, bu çok geçenlerde oluyor, annemle bi karfura gitmiştik, işte orda keşkül yerken aramızda geçen diyalog;
mi: ay bunu çok güzel bol hindistan ceviziyle yapmışlar, oh oh mis gibi (saf saf keşkül yiyorum bu sırada)
anne: salak!!!
mi: niyee???
anne: keşkül bademden yapılır da ondan ucuza gelsin diye hindistancevizi koyuyorlar...
mi: yaaa öle mi, ama ben keşkül hindistanceviziyle yapılır biliyordum, hem o da pahalı diil mi
anne: ahh ahhh....
düşünün artık 24 senelik yaşamımda keşkülün yurdum keşkülü bir de hani tiramisu flm olsa anlarız yeni ithal tatlı ya o insan bilmeyebilir, ama bu yurdum tatlısı sütlaç gibi bişiy işte... neyse bunu da öğrendim ya, yeter bana bir sürelik ...
haydi şeker kalın bol bol tatlı yiyin
Labels:
deli,
eglendik,
leyla mimi,
mimi'den inciler,
olley,
saçma
Thursday, May 31, 2007
kopi peyst blog hihi :)
Efendim şimdi burcu hanim yazmıştı aslında bu blog'u ama ben böle onu kızdırdım, sonra o sildi, yane kızdırmak istememiştim, "aa ben yazacaktım bunu" dedim, ama biraz garip dedim, her zamanki gibi... neyse sonra kaynaştık barıştık güldük baya bir ağlanmayacak halimize...
--------------------- ----------------------
Wednesday, May 30, 2007
mimi'den inciler vol.1
varan biiiirrrr: "ben bazen uyudugumun farkina varmiyorum"(sözlü olarak dile getirilimis ve gecenin bi yarisinda gülme krizine neden olmustur)
varan ikiiiiiiiii: "anane biz bu torbalarla (balkondaki bos posetleri kastederek) torbaci dükkani acabiliriz (sadece düsünce olarak kalmis, ananeye söylenmemis ama daha sonra bana itiraf edildiginde bir baska gülme krizini de beraberinde getirmistir)
tori amos-1000 oceans
Labels: pot kirmak bir sanattir
posted by ainerielancalimea @ 12:09 AM 0 comments
------------------- -------------------------
Şöyle bir olay var, hani bu dediklerim hayatımda bir ilk olsa gerçekten şaşırırdım kendi dediklerime, ama geçmişim böyle cümleler ile dolu, kaç yaşıma gelmiş ben hala bir anda aklıma birşey geldiğinde heyecanla "fikrime bişiy geldi" derim, ayıklanmamış hamsi kızartmış olan anneme "ama anne bu hamsiler hamile", yolda giderken yabani çiçekler için "yaa bu çiçekler ırsi mi?" .... gibi. Böyle cümle kurmak da bir başarı sanırım.
dinlendi: Rosemary's Grandaughter - sarah evans
--------------------- ----------------------
Wednesday, May 30, 2007
mimi'den inciler vol.1
varan biiiirrrr: "ben bazen uyudugumun farkina varmiyorum"(sözlü olarak dile getirilimis ve gecenin bi yarisinda gülme krizine neden olmustur)
varan ikiiiiiiiii: "anane biz bu torbalarla (balkondaki bos posetleri kastederek) torbaci dükkani acabiliriz (sadece düsünce olarak kalmis, ananeye söylenmemis ama daha sonra bana itiraf edildiginde bir baska gülme krizini de beraberinde getirmistir)
tori amos-1000 oceans
Labels: pot kirmak bir sanattir
posted by ainerielancalimea @ 12:09 AM 0 comments
------------------- -------------------------
Şöyle bir olay var, hani bu dediklerim hayatımda bir ilk olsa gerçekten şaşırırdım kendi dediklerime, ama geçmişim böyle cümleler ile dolu, kaç yaşıma gelmiş ben hala bir anda aklıma birşey geldiğinde heyecanla "fikrime bişiy geldi" derim, ayıklanmamış hamsi kızartmış olan anneme "ama anne bu hamsiler hamile", yolda giderken yabani çiçekler için "yaa bu çiçekler ırsi mi?" .... gibi. Böyle cümle kurmak da bir başarı sanırım.
dinlendi: Rosemary's Grandaughter - sarah evans
Subscribe to:
Posts (Atom)