Showing posts with label saçma. Show all posts
Showing posts with label saçma. Show all posts

Monday, May 05, 2008

su testisi doldu taştı hocaaam, nasıl bir 'Kompetenz*' sizde ki?

Canım sevgili okurlar; Kompetenz almanca yetenek, yeterlik demektir. Neyse neden bunu yazıyorum alayacaksınız.
Neyse hani insanların bir sinir katsayı noktası vardır, beni tanıyanlar bilir kolay kolay o sinir katsayı noktam yükselmez. Neyse okuduğum bölümde sevgi dolu bir öğretmenim var, ilkokul öğretmeni kıvamında, "her dediği DOĞRU" olan öğretmenlerden. Sürekli bir didişmedir gidiyor, lisedeyken de yaşamıştım bu tarz olaylar, şimdi de yaşıyorum, vay halime ne "asi" bir gençmişim ben dedirtiyor bu insanlar. (bugün neyse kelimesini çok seviyorum anladım) Hani derler ya "ayı'ya dayı diyeceksin" aynen o durumdayım.
Ama bugün öğrendiklerim hayatıma birden renk kattı ders için güzellik zımbırtılarına bakiyoruz. Şifalı bitkiler falan filan... Aslında sarı kantaron (st. john's worth) ile ekinezya aynı bitki imiş. Siz biliyor muydunuz bunu. Meğersem sosyal seviyesi yüksek insanlar sarı kantaron'a ekinezya demeyi uygun bulmuşlar, sarı kantaron da nedir diye düşünüyor insan bu durumda.
Bizlerin bildiği, anti-depresyon tedavisinde kullanılan 'St. John's Wort'un botanikteki adı "Hypericum perforatum" imiş, bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen 'Ekinezya'nın ki ise kullanıldı gibi "Echinacea" imiş. Şimdi düşünelim bakalım bunlar nasıl aynı bitki oluyor???

ve işin acı kısmı bu derste sürekli bir "Kompetenz"dir gidiyor ben de anlayamadım. Sinir katsayımın nedeni de bana kalsın artık....

with love...
regards

Thursday, January 03, 2008

hello mello

sevgili okur kitlem yeniden deli dolu yazmamla karşınızdayım, yeniden sizinle hayatı paylaşmaya devam ediyorum, efenim biliyorsunuz sevgili blog'um pazar keyfi kıvamında gereksiz şeylerle doludur, olsun okuyunca eğleniyor musunuz benim için önemli olan o, hahahah aptal miray diye düşünseniz bile banane yani....
gel gelelim bu sefer yazacaklarıma, böle bazen pek bir salak olurum ben, geçen gün nuhun ankara nuhun gemisi adlı makarnayı almıştım, ah bak sevgili blog bir daha pişirdiğimde fotorafını çekip koyacam. neyse nuhun ankara nuhun gemisi makarnasının hayvancıkları var bunlar bana göre sırasıyla ördek, inek, at ve tavşan... küçük kuzenimle pişirdik işte makarnaları aslında amacım onu eğlendirmek değildi, ama o da eğlendi bunların sonucunda, bir şeyi söylemeyi unutmuşum, makarnalar üç renkliydi kırmızı, yeşil bir de bildiğimiz makarna rengi, işte mimi ne yapar bu makarnalarla tabağında çiftlik bile kurabilir, ki kurmuştu, sonra kendi kendine ayh eğlendim be şeklinde güler küçük kuzen miray sen kaç yaşındasın diye sorar bu durumun karşılığında... öhöm boşver bartu der miray da....
bunu geçelim gene hayatımda hüsrana uğradım geçenlerde, bu çok geçenlerde oluyor, annemle bi karfura gitmiştik, işte orda keşkül yerken aramızda geçen diyalog;
mi: ay bunu çok güzel bol hindistan ceviziyle yapmışlar, oh oh mis gibi (saf saf keşkül yiyorum bu sırada)
anne: salak!!!
mi: niyee???
anne: keşkül bademden yapılır da ondan ucuza gelsin diye hindistancevizi koyuyorlar...
mi: yaaa öle mi, ama ben keşkül hindistanceviziyle yapılır biliyordum, hem o da pahalı diil mi
anne: ahh ahhh....
düşünün artık 24 senelik yaşamımda keşkülün yurdum keşkülü bir de hani tiramisu flm olsa anlarız yeni ithal tatlı ya o insan bilmeyebilir, ama bu yurdum tatlısı sütlaç gibi bişiy işte... neyse bunu da öğrendim ya, yeter bana bir sürelik ...
haydi şeker kalın bol bol tatlı yiyin

imogen heap - come here boy

"Im falling, falling for you babe,
And my feelings are gettin stronger,
So why dont you stay with me for a
For a little longer"

Thursday, May 31, 2007

kopi peyst blog hihi :)

Efendim şimdi burcu hanim yazmıştı aslında bu blog'u ama ben böle onu kızdırdım, sonra o sildi, yane kızdırmak istememiştim, "aa ben yazacaktım bunu" dedim, ama biraz garip dedim, her zamanki gibi... neyse sonra kaynaştık barıştık güldük baya bir ağlanmayacak halimize...

--------------------- ----------------------

Wednesday, May 30, 2007
mimi'den inciler vol.1

varan biiiirrrr: "ben bazen uyudugumun farkina varmiyorum"(sözlü olarak dile getirilimis ve gecenin bi yarisinda gülme krizine neden olmustur)

varan ikiiiiiiiii: "anane biz bu torbalarla (balkondaki bos posetleri kastederek) torbaci dükkani acabiliriz (sadece düsünce olarak kalmis, ananeye söylenmemis ama daha sonra bana itiraf edildiginde bir baska gülme krizini de beraberinde getirmistir)

tori amos-1000 oceans

Labels: pot kirmak bir sanattir

posted by ainerielancalimea @ 12:09 AM 0 comments


------------------- -------------------------

Şöyle bir olay var, hani bu dediklerim hayatımda bir ilk olsa gerçekten şaşırırdım kendi dediklerime, ama geçmişim böyle cümleler ile dolu, kaç yaşıma gelmiş ben hala bir anda aklıma birşey geldiğinde heyecanla "fikrime bişiy geldi" derim, ayıklanmamış hamsi kızartmış olan anneme "ama anne bu hamsiler hamile", yolda giderken yabani çiçekler için "yaa bu çiçekler ırsi mi?" .... gibi. Böyle cümle kurmak da bir başarı sanırım.

dinlendi: Rosemary's Grandaughter - sarah evans